Çift katlı otobüste sevgilimle en arkadayız. Son durağa fazla mesafe kalmamış. Sevgilim cam kenarında oturmuş, bense yanında. En sağda cam kenarında genç bir kız oturuyor. Aramızda kimse yok. Hemen önümüzdeki koltuklar da boşalmış. Daha ötede, nispeten uzakta insanlar oturuyor.
Sevgilim camdan etrafı seyrederken aklıma bir hınzırlık geliyor. Kotumun fermuarını indiriyorum, sertleşmiş haldeki aletimi dışarı çıkarıyorum. Usulca sevgilimi dürtüyorum. Dönmesiyle, napıyorsun sen türünden bir bakış yerleşiyor yüzüne. Gözümde bir gülümseme beliriyor. Kolumu uzatıyorum ve başının arkasını kavrıyorum. Ne olduğunu anlamadan sertçe başını önüme eğdiriyorum. Kamışımı kavrayıp ağzına veriyorum. Bir duraksamadan sonra iştahla emmeye başlıyor benimkini. Ensesinden iki parmağımla oynatmasına fırsat tanımayacak şekilde kavrıyorum; artık başının hareketlerini ben yönetiyorum. Biraz zorlansa da o da alışıyor tempoma.
Birden sağdaki kızı anımsıyorum. Gözleri fal taşı gibi açılmış, meraklı ve ürkek gözlerle bizi izliyor. Elimle sevgilimin başını indirip kaldırırken bir yandan da kızın gözlerindeki şehveti seyrediyorum.
Ansızın elimle sevgilimin boğazına asılıyorum ve sanki boğulmak üzere olan birinin denizden çıkarılıp çekilişi gibi kamışımdan çekiyorum. Noldu gibisinden gözlerle bakıyor bana. Yandaki kıza "Yaklaş" diyorum. Başını olmaz anlamında iki yana sallıyor. Gel diyorum sertçe bakan gözlerle. Tereddüt eden gözlerle bir koltuktan öbürüne sürtünerek taşınarak yaklaşıyor yanıma. Yanıma gelince bileğinden kavrıyorum, avucu istemsiz olarak açılıyor. Kamışıma yaklaştırıyorum, "Al eline" diye emir veriyorum. Tereddüt ederek ve sanki kırılabilir bir şey tutarcasına kavrıyor benimkini. Elini yönlendiriyorum, bir aşağı bir yukarı hareket ettiriyorum. Çabuk alışıyor, elimi çekiyorum o devam ediyor. Gözleri kamışa kitlenmiş bir halde, çevreden gelecek etkilere kapatmış kendini.
Bir süre böyle devam ediyor, sonra ben olduğum yerde geriliyorum. Kasıklarım sertleşiyor ve su hortumundan gelen ilk su gibi fışkırmaya başlıyorum. Meniler öndeki koltuğu da aşıp ileri sıçrıyor. Kız üzerindeki korkuyu atmış gibi. Eğilip, yumuşayan penisimi ağzına alıyor ve öyle kalıyor bir iki saniye. Ağzından çıkarıyor daha sonra. Sevgilim kıza mendil uzatıyor ağzındakileri silmesi için. Bir anda kendine gelmişçesine bir şeyler mırıldanarak otobüsün merdivenlerine doğru koşarcasına gidiyor...
